Hiçlik Defteri 1

12 TL
BARKOT: 9789758612505
Alt Başlık: Hiçliğe Koşan Zaman - Kendimle Sevişmek İsityorum - Yaşamın Son Aşığı
Orginal Adı:
Cep Boy: Kitap
Ön Sipariş: 0
Basım Tarihi: 3/2009
Baskı Sayısı: 1
Sayfa Sayısı: 160
Cilt Tipi: Ciltsiz
Kağıt Cinsi: 2. Hamur
Basım Yeri: İstanbul/Türkiye
Dil: Türkçe
Yazarlar: Esat Korkmaz

Ürün Açıklaması

Anılarımızın bir güncesini tutmamız gerekir; gönül güncesi, can gölgesinde hiçlik defterine yazılır. Çabamız, hiçlik defterine yazılanları okuma uğraşı olarak algılanmalıdır. Yeryüzü gövdemizi geri çağırdığında, yani acıktım, dediğinde; son âşığımız ölüm ile buluşuruz. Yaşarken bize bağırmış mıydı ölüm, azarlamış mıydı bizi?, diye düşünürüz. Tam hatırlayamasak da yapmış da olabilir yargısı çakılır beynimize: Çünkü ölüm, yaşama bağırma hakkını hep kendinde görmüştür. Son aşkımız ölümle seviştiğimizde hiçleşiriz; kusursuz duruma gelerek doğuran hiçliğin bir parçası, yani ölüm oluruz. Artık yaşama yaşam verebiliriz. Hiçliğin gölgesi yaşam olduğuna göre ölüm yaşama âşıktır. Söylencelerde kimi kez gölgelerin korktuğuna tanık oluruz: O zaman soralım; gölgeler korkar mı?, diye. Gölgelerin korkusu şüphesiz bir gerçekliktir. Canın gölgesi beden, bedenin gölgesi can ise eğer ölüm dediğimiz şey can gölgesinin iptalidir. Geriye bedenin gölgesi kalır. Canın gölgesi durumunda iken yani yaşarken nasıl korktuğumuzu ya da korkunun ne olduğunu hemen algılarız. Öyleyse ölümden sonra geride kalan can, yani bedenin gölgesi de korkar: Bir bedene sahip olamama korkusu gölgenin temel endişesidir. Öyleyse geride kalanlar ölenleri -Beden! Beden!, diye feryat ettirmemelidir. Ölmeden evvel ölmek ise yaşarken ölümle aşk yaşamaktır, ölümle sevişmektir. Yaşarken ölümle zamanı birlikte yuttular algısını öne aldığımızda bu ilişkinin çocuğunu beklemek onların hakkıdır, deriz. Burada çocuk kültürel bir berekettir.